Yapılan bilimsel araştırmalar ışığında karşımıza çıkan bulgular IQ’nun günlük hayatımıza ve kariyer bazında ilerlememize EQ (Duygusal Zekâ) kadar etkili olmadığını açıkça göstermektedir. Buradan ortaya çıkan sonuca göre sosyal ve duygusal becerileri kullanma yetisi güçlü kişiler, IQ’su yüksek olan kişilerin hayatın her alanında arkada bırakılıyor. Ancak duygusal zekâsı yüksek olan bir bireyin sosyal becerileri daha yüksek olduğu için IQ’su yüksek olan bir kişiye nazaran saygınlık ve kariyer bazında şans verilirse daha başarılı olacağı çok net bir şekilde görülüyor.

Araştırmalara göre EQ’su yüksek olan insanlar diğer insanlara göre duygularına daha hâkim ve sosyal çevrede kendini çok daha rahat ifade edebilen bir yapıda olduklarından dolayı yaşamları boyunca daha yaratıcı ve günlük hayatlarında da içsel mutlulukları daha fazla oluyor. Duygusal zekâsı düşük olan bireyler ise açık kararlar alma konusunda, yaptıkları işe odaklanma konusunda zorluklarla karşılaşıp daha çok kendi kendileriyle ikilemlere düşüyorlar. IQ yaklaşımını ilk olarak 1980’li yıllarda Howard Gardner araştırmaya başladı ve yazdığı “Frames OF Mind” kitabında insanların birden fazla zekâ türüne sahip olduklarını ve bunun ilerleyen zamanlar da daha derinlemesine incelenmesi gerektiğini savundu.dusunme

1990’lı yılların başlarında Peter Salovey ve John Mayer insanların ilk defa duygusal zekâlarını değerlendirmek için kolları sıvadı. Profesör Salovey ve John Mayer’in yaptıkları araştırmalar ve deneyler sonucunda birçok insanın diğer insanlardan kendilerini daha iyi ifade ettiklerini, başkasının yerine kendini koyma konusunda daha iyi olduklarını ve karşısındaki kişilerin hissettiklerini anlayabilme noktasında daha hassas olduğunu net bir şekilde ortaya koymuşlardır.

Duygusal Zekâ Nedir?

Duygusal zekâ’nın tanımını ilk olarak İsrailli profesör Dr. Reuven Bar-On yapmıştır. Reuven Bar-On’un tanımlamasına göre duygusal zekâ ; “Bir kişinin çevresel baskılarla ve isteklerle başa çıkmak için başarılı olma yetisinde; duygusal kişsel ve sosyal yeteneklerinin bir bütünüdür” ifadeleri kullanılmıştır.

Dr. Salovey ve John Mayer ise duygusal zekâyı şu şekilde tanımlamışlardır “Bir kişinin kendi ya da başkalarının hislerini ve duygularını yansıtabilme, onları ayırt edebilme ve kişinin düşüncesi ve eyleminde bu bilginin kullanılmasıdır.”

Ardından Daniel Goleman 1990’lı yılların ortasında çıkardığı “Duygusal Zekâ” adlı kitabında EQ’nun tanımına şu şekilde yer vermiştir; “Duygusal zekayı kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi, ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenleyebilmesi yetisi”

sosyal-zeka

IQ İle Duygusal Zekâ Arasındaki Fark Nedir?

Duygusal zekâ bireyin sosyal toplum içerisindeki hâl ve hareketlerini belirler ve zekâdan tamamen farklı bir olgudur. Yani bir kişi çok zeki olmayabilir fakat toplumda IQ’su kendisinden daha yüksek kişilere nazaran daha fazla saygınlık görebilir. Zekâ kavramı birey doğduğundan ölene kadar sabit olan ve doğuştan gelen bir kavramdır fakat duygusal zekâ zamanla ve çeşitli çalışmalar uygulanarak geliştirilebilir.

Mail Bültenimize Katılın

Size özel fırsatlardan ve içeriklerimizden haberdar olun.

Aramıza hoşgeldiniz.

Bir şeyler ters gitti.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

+1
Tweet
Share
Share
Pin