Günümüzde çoğu kişi cinsel tercihlerin sadece üç kategoride dağıldığı fikrindedir. Bunlar: Heteroseksüellik, Biseksüellik ve Homoseksüelliktir. Yani buna göre kişiler cinsel yönelimlerini sadece bu üç kategori içinde yaparlar. Fakat son zamanlarda yeni yeni ortaya çıkan bir görüşe göre bu durum oldukça farklılık gösteriyor. Peki, nedir bu yeni görüş ve neyi savunur?

Dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insanın farklılık gösteren cinsel tercihleri ve hormonâl bozukluktan kaynaklanan cinsel yönelimleri olabilir.  Bu konuda yapılan araştırmalara göre ortaya çıkan ortak fikir ise bu yönelmelerin belli bir zaman içerisinde incelenmesi gerektiği yani, bir sürece bağlı olarak araştırılması gerektiği yönündedir. Bu konuyla ilgili en derin ve uzun çalışmaları ise 1900’lü yıllarda Alfred Kinsey yapmıştır ve birçok tartışmaya neden olan bir tablo hazırlamıştır. Alfred Kinsey’in ortaya koyduğu tabloda 0’dan 6 ya kadar kategorize edilen cinsel yönelim türleri vardır. Bu tabloda 0 rakamında bulunan yönelim tümüyle heteroseksüelliği, 6 rakamında bulunan yönelim ise tam eşcinselliği göstermektedir.

kinsey-skalasi

 

Bu tabloda en çok eleştirilen konu ise 0 ile 6 arasında kalan yönelimlerin arasındaki farkın anlaşılır bir şekilde anlatılmış olmamasıydı. Alfred Kinsey’e göre eşcinsel bir erkek de kadınlara ilgi duyabilir fakat bu ilgisi devamlılık gösteremezdi. Alfred Kinsey bu yönelime “baskın eşcinsel” adını vermişti. Toplumda birçok cinsel yöneliminin kendine sorun yaratacağını düşünen ve bunu saklayan birey olduğundan bahseden Kinsey, bu belirsizliğin ortadan kalkması durumunda çalışmaların bir sürece bağlı olarak daha verimli ilerleyebileceğini söylemiştir.

Diğer bilimsel araştırmalar

Bu konu üzerinde yapılan araştırmalar dünyanın dört bir yanında hızla araştırılmaya devam ediyor ve her bir araştırmanın sonucu insanlığa yeni bir bulgu ve yeni bir gözlem katıyor. Tıp dünyasının diğer sorunlarını düşünecek olursak çok vahametli bir konu gibi gözükmese de birçok kişiyi ilgilendiren, hakkında çok az şey bilinen bir konu olduğu için üstünde durulması önemli bir mesele. Ayrıca bu araştırmalar sayesinde cinsel yöneliminden kendi adına rahatsız olan kişiler olursa tedavisinin de kolaylaşacağı bir gerçek.

“Archives Of Sexual Behavior” dergisinin geçen günlerde yayınladığı bir makaleye göre bu konudaki araştırmalarda somut bir bulgu elde edilmiş. Toplamda 58 eşcinsel erkeğin katılımı ile yapılan çevrimiçi bir anket gerçekleştirildi ve bu ankete katılan 58 kişiden 36’sı laboratuvar çalışmasına katılmaya gönüllü oldu. Laboratuvar ortamında yapılan bu deneyde 36 eşcinsel erkeğe pornografik görüntüler izletilerek fiziksel ve hormonâl tepkileri ölçü altına alındı.

escinsellik2

Yapılan ölçümler sonrasında bulunan bulgular Kinsey’in tablosuyla paralellik gösterdi. Çevrim içi ankette eşcinsellik düzeylerini belirten katılımcılardan tam eşcinsel olanlara oranla baskın eşcinsel olanlar, kadının ön planda olduğu görsel testte daha fazla uyarılmışlardı. Fakat kendilerini tam eşcinsel olarak tanımlayan, yani sadece erkeklerden hoşlandıklarını, kadınlara hiçbir ilgi duymadıklarını belirten katılımcıların da yapılan ölçümler sonucunda uyarıldığı, sadece heteroseksüel veya baskın eşcinseller kadar olmadığı ortaya çıktı.

Bu anketin ve devamında yapılan laboratuvar deneyinin bizlere gösterdiği sonuç şudur ki; Eşcinsel olan erkekler de kadınlardan hoşlanabiliyor, bir veya birden fazla özelliği onlara çekici gelebiliyor. Bu araştırmaların ardından kendisini Kinsey’in tablosunda tam eşcinsel, yani 6 numaralı yönelmede gören eşcinsel erkekler de kadınlar tarafından uyarılabiliyorsa, kendisini yine Kinsey’in tablosuna göre 0’da yani tam heteroseksüel olarak gören bir erkeğin de kendi cinsi tarafından uyarılabileceği varsayımı ortaya çıkmış oluyor. Bu konuda henüz yeterli somut bilgiler edinilmemesi kesin konuşmayı ve bulguları ortaya koymayı zorlaştırsa da her geçen gün yapılan yeni çalışmalar insanlığın daha kesin sonuçlara varmasına yardımcı olacaktır.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.